23 Mart 2008 Pazar

sağlık linkleri

HastalıklarKARACİĞER HASTALIKLARI Hepatit A Hepatit B Hepatit C Siroz Sarılık Karaciğer Büyümesi Karaciğer Yağlanması Karaciğer Yetmezliği Safra Kesesi İltihabı Safra Kesesi Taşı MİDE HASTALIKLARI Mide Kanseri Reflü ve Beslenme Endoskopi Gastrit Hazımsızlık Mide Yanması Mide Ülseri Mide Tembelliği KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI Meniere Bademcik iltihabı Boğaz Ağrısı Faranjit Burun Kanaması Burun Tıkanıklığı Guatr Hamilelikte Guatr Haşimato Hastalığı Kulak Ağrısı ve Orta Kulak İltihabı Kulak Akıntısı Kulak Çınlaması Kulak İltihabı Difteri-Kuşpalazı Sağırlık Ses Kısıklığı CİLT HASTALIKLARI Selülit Sedef Hastalığı El Egzamaları Cilt Çatlakları Akne Çiller Kırışıklık-Leke ve Sivilce İzleri Vitiligo Cilt Alerjileri Ayak Çıbanı Çıban Deri Kanseri Egzama-Kurdeşen Kan Çıbanı Kellik Kör Çıban Nasır Saçkıran Sakal İltihabı Sıraca Siğil Şirpençe Temriye Uçuk Uyuz Yılancık-Erizipel KADIN DOĞUM HASTALIKLARI Düşük Tehdidi Dış Gebelik Gebelik Sonrası Depresyon Endometrium-Rahim Kanseri Meme Kanseri Adet Görememe Menopoz Vaginusmus Miyom Vajinal Mantar Ağrılı AdetAdet Düzensizliği Loğusa Humması-Albastı Aşırı Adet Kanaması Adet KEMİK HASTALIKLARI Kemik İltihabı Kemik Veremi Kemik Yumuşaması-Osteomalazi Kemik Erimesi-Osteoporoz CİNSEL HASTALIKLAR Penis Kırılması Andropoz Ağrılı Cinsel İlişki Aids Bel Soğukluğu Boşalma Güçlüğü Empotans (Sertleşme Bozukluğu) Erken Boşalma Ereksiyon Sorunu Frengi Geç boşalma İktidarsızlık Kısırlık Klamidyoz Kısırlık Nedenleri Penis Eğriliği Penis Ağrısı-Şişmesi Penis Büyüklüğü Sperm Alerjisi SOLUNUM HASTALIKLARI Nezle Horlama Sinüzit Grip Adenit Saman Nezlesi BÖBREK VE İDRAR YOLLARI HASTALIKLARI Mesane Kanseri Böbrek Kanseri Varikosel ve Tedavisi Prostat İdrardan Kan Gelmesi-Hematuri Sistit-İdrar Yolları İltihabı Nefritler Böbrek İltihabı Böbrek Kumu Böbrek Taşı Böbrek Yetmezliği Böbrek Nakli Üremi İdrar Yollarında Yanma HORMON HASTALIKLARI Diyabet-Şeker Hastalığı ERKEK HASTALIKLARI Erkekte Kısırlık KAS HASTALIKLARI Kramp ÇOCUK HASTALIKLARI Bebeklerde Gaz Sancısı Bebeklerde Kabızlık Yeni doğan Bebekte Sarılık Altını Islatmak Boğmaca Kızamık Çiçek Hastalığı Çocuk Felci Kabakulak Kızamıkçık Kızıl Su Çiçeği AKCİĞER HASTALIKLARI Akciğer Kanseri Tüberküloz-Verem Nefes Darlığı Astım Bronşit Öksürük Zatülcenp Zatürree KALP VE DAMAR HASTALIKLARI Varis Kolesterol Çarpıntı Damar Sertliği Kalp Ağrısı Tansiyon Kalp Romatizması Kalp Yetmezliği Kalbin Hızlı Atması-Taşikardi BEYİN VE SİNİR HASTALIKLARI Alzheimer-Bunama Migren Epilepsi-Sara Sara Nöbeti Dil Felci El ve Ayak Titremesi Felç-İnme Kuduz Menenjit Siyatik Beyinde-Ur (Tümör) GÖZ HASTALIKLARI Astigmat Myop Hipermetropi Arpacık Göz Tansiyonu Göz Tembelliği Katarakt Şaşılık Gece körlüğü Göz Ağrısı Göz Kanlanması Göz Kaşıntısı-Göz Alerjisi Göz Kuruluğu-Göz Sulanması Gözkapağı Şişliği AĞIZ VE DİŞ HASTALIKLARI Ağız Kokusu Diş Eti Hastalıkları Ağız Kanseri Ağız Yaraları Jinjivit Peltelik Pamukçuk EKLEM HASTALIKLARI Romatizma Ayak Burkulması Çıkıklar Bel FıtığıGut-Nikris RUH HASTALIKLARI Alkol Bağımlığı Panik Atak Otizm Aşırı Uyuma Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği Depresyon Stres Tik Öfke Şizofreni Kekemelik Uykusuzluk Uyurgezerlik Çocuk ve Bebeklerde Uykusuzluk BAĞIRSAK VE ANÜS HASTALIKLARI Hemoroid-basür İshal Bağırsak Gazı Bağırsak İltihabı Bağırsak Kanaması Bağırsak Solucanları-Parazitleri Dizanteri Kabızlık Kolera Hastalığı Onikiparmak Bağırsağı Ülseri Tifo BESLENME HASTALIKLARI Şişmanlık-Obezite Zayıflık KAN HASTALIKLARI Akdeniz Anemisi Hemofili Kansızlık-Anemi Lösemi-Kan Kanseri Lenfoma Sıtma Veba İLKYARDIM Elektrik Çarpması Yılan ve Akrep Sokması Donma Göz Kulak Burun Boğazda Cisim Arı Sokması Böcek Sokması Zehirlenmeler Abse Alerji Apandisit Yüksek Ateş Topuk Ağrısı Ayak Şişmesi Ayak Terlemesi Baş Ağrısı Baş Dönmesi Bayılma Bel Ağrısı Boyun Tutulması Boyun Ağrısı Burun Tıkanıklığı ve Akıntısı Diş Ağrısı Dolama Aşırı Terleme Fıtık Fil Hastalığı Fistül Halsizlik Havale Hıçkırık İştahsızlık Kan Tükürmek Kanser Karın Ağrısı Kaşıntı Kırıklar Kulunç Kusma Kıl Dönmesi Ödem Sık İdrara Çıkma Şarbon Tifüs Yanık Organ Bağışı

11 Şubat 2008 Pazartesi

Reflü

Mide asitinin mideden yemek borusuna kaçmasına denir.

Genelde yemek borusundaki bir fıtık veya kapakçığın zayıflığı reflüye neden olur. Stres reflüyü arttırır.

Reflü haslarında sürekli ağızdan gaz çıkarma, yemek borusunda yanma hissi, gögüste yanma ve/veya agrı hissi görülür. Kalp şikayetleriyle karışabilir.

Kesin tedavisi henuz yok bulunmamakta, yardımcı tedaviler uygulanmaktadır. Tedavisinde ilaç veya proton pompası inhibitörleri kullanılıp asidik ortam nötrlenmeye çalışılır. Ameliyat risklidir ve pek tavsiye edilmez. Yatak başını 30cm yükseltmek, yatmadan 3 saat önceye kadar birşey yememek, mideye dokunan yiyecekleri (çikolata, yağlı yiyecekler, soslar vb.) yememek etkili geçici çözümlerdir.

Gastroözofageal Reflü Hastalığında İlaç Tedavisi

Bu amaçla kullanılabilecek çok sayıda ilaç olup bu ilaçların sınıflaması ve isimleri tabloda özetlenmiştir. Şimdi ilaçları ayrı ayrı inceleyelim.

1) Mideden salınan asidi ortadan kaldıran ilaçlar:
Salgılanmış olan asidi midede nötralize eden ilaçlar antiasitler olarak da bilinir. Bu grup ilaçlar kısa etki sürelidir. Etkileri bir saati geçmez. Etki sürelerinin kısalığı yanısıra yemek borusu hücrelerinde oluşan hasarı iyileştiremediklerinden reflü tedavisinde fazlaca yerleri yoktur. Belki çok hafif hastalarda ve gebelik reflülerinde kullanılabilirler.

2) Mide asidinin salınmasını engelleyen ilaçlar: Hatırlanması gereken önemli bir nokta reflünün mide asidinin yemek borusuna kaçması sonucu oluştuğudur. Asit olmayan yerde reflü neredeyse hiç görülmez. Bu nedenle asidin engellenmesi yakınmaları azaltır ve iyileşmeyi sağlar. Mide asit salgısı üç ayrı kısımdan yönetilir: Beyin (sevdiğimizbir yemeği hayal edince midemiz asit salgılar), gıdaların mideye girmesi, hormonlar. Asit salgılayan hücrelerin üzerinde değişik uyarılma noktaları bulunur ve bunların uyarılması ile hücre asit salgılamaya başlar. Bu noktalardan birisi histamin 2 reseptörü denilen kısımdır ve burayı bloke ederek asidi azaltan ilaçlara H2 reseptör blokerleri adı verilir (ranitidin, famotidin, nizatidin). Genellikle akşam alınmaları önerilir (gece önerenler varsa da akşam veya yatmadan 2-3 saat önce alınmaları daha iyidir). Aç veya tok içilmeleri fark etmez. Hastaların yarıya yakınında iyileşme sağlarlar. Ne yazık ki sürekli kullanımda hastaların yarısında ilaca direnç gelişir yani ilaç içtikleri halde asit salgıları azalmaz ve tedaviden yarar görmezler. Nizatidinin gebelerde kullanılması önerilmemektedir.

Yukarıda anlatılan asit salgılayan hücrede asit salgısının son ortak yolu proton pompası adını alır ve bunun inhibitörleri yani çalışmasını durdurucu ilaçlar halen elimizde bulunan en güçlü asit salgılanmasını önleyicilerdir. Omeprazol, lansoprazol, pantoprazol, rabeprazol, esomeprazol adı verilen değişik ilaçlar ülkemizde ve yurt dışında satılmaktadır. Bu gruptaki ilaçlar doktorunuzun önerisi ve aşağıda özetlenen yaklaşım paralelinde sabah tek doz veya sabah - akşam kullanılabilir. MUTLAKA aç karnına alınmalıdırlar. Akşam dozu yatmadan önce değil, akşam yemeğinden önce içilmelidir. Hastaların %90'ına yakınında iyileşme sağlarlar. İlaca direnç gelişmez. Bazı ilaçların yarım dozları vardır ve bunlarla idame tedavi denilen daha uzun süreli ve daha düşük doz tedavinin sürdürülmesi sağlanır.

İlaçların riski var mıdır?
En çok tartışılan ve spekülasyon yapılan konulardan birisidir. Prospektüslerinde dahi 4-8 haftalık tedavi önerilmektedir. Biz genellikle aylar süren tedavileri tercih ediyoruz çünkü kısa süreli ilaç kullanımı ile yemek borusu hücreleri iyileşmez ve nüks hızlıdır. Aylar hatta yıllar süren tedavinin yan etkileri bildirilmemiştir. 5 yılı geçen tedavilerde sürekli asit engelleyici tedavi altında kalan mide asid salgılayan hücrelerinin ortadan kalkabileceği (atrofik gastrit) bildirilmiştir. Bu durumda çok küçük de olsa kanser riski (sürekli, yüksek doz ve 5 yıldan uzun süreli ilaç kullananların %0.01'inden azında) söz konusu olabileceğinden izlem önerilmektedir. Fakat bu risk hastaların midesinde helikobakter denilen mikrobun varlığı halinde söz konusudur ve mikrop yoksa risk de neredeyse yoktur. Yani ilaç kullanan hastalarımız gönüllerini ferah tutabilirler. Zaten 5 yıllık ilaç kullanım zorunluluğu kanımızca cerrahi tedavi gerektirir.


3) Bariyer oluşturanlar:
Aljinik asitBu ilacın özelliği asit ortamda midenin üst kısmında bir koruyucu tabaka oluşturmasıdır. Bu tabaka asidin yukarı kaçmasını engeller. Eğer asit kaçarsa önce bu koruyucu tabaka yukarı doğru çıkar ve yemek borusunu sıvar. Böylece asit ve diğer mide içeriğinin yemek borusu ile doğrudan temasını engeller. Özellikle yemeklerin hemen ardından 500 - 1000 miligram dozlarında alınması önerilmektedir. Gece reflüsü bulunan hastalarımız yatarken de içebilirler. Yakınmaları şiddetli olmayan hastaların sadece bu ilacı kullanabilmeleri yanısıra diğer ilaçlarla yakınmaları tam düzelmeyenlerde ek tedavi olarak verilebilir. Ciddi olgularda tek başlarına yeterli değillerdir. Yan etkileri kabızlık olup gebelerde de kullanılabilecek ölçüde güvenilir ilaçlardır.

4) Hücre koruyucular (Sitoprotektifler):
Sukralfatın çok özel durumlar dışında reflüde yeri yoktur. Bu özel durumlar; yemek borusunda ilaç takılmaları ve gebelikte ortaya çıkan reflü sorunlarıdır. İlaç çok az emildiği için güvenilirdir ve gebelerde çok etkili olmamakla birlikte olası yan etkilerinin düşüklüğü nedeniyle seçkin ilaçtır.

5) Motilite düzenleyicileri (Prokinetikler):
Domperidon ve metoklopramidBu ilaçlar sindirim sistemi ve yemek borusu kasılmalarını ve yemek borusu-mide arasındaki kapağın basıncını artırarak etki gösterirler. Dört yıl kadar önce sisaprid isimli etkili bir ilacımız varken oluşturduğu kalp sorunları nedeniyle yasaklanmıştır. Ne yazık ki yerine koyulabilecek yeni bir ilaç gelmemitir. Var olan ilaçlar çok etkili değiller. Özellikle çocukluk reflüsünde anlamlı bir yerleri vardır. Günde üç kere yemeklerden 30-60 dakika önce yani aç karnına alınmaları önerilir. Domperidon kadınlarda %15 oranında memelerden süt gelmesine yol açabilir, ilaç kesilince düzelir. Metoklopramid, bulantı-kusmalarda kullanılan bir ilaç olup reflü hastalığında yukarıda belirtildiği şekilde kasılma fonksiyonlarındaki olumlu etkileri nedeniyle kullanılır. Yan etki olarak yaşlı hastalarda sersemlik ve uyku hali ortaya çıkabilir.

REFLÜ HASTALIĞININ TEDAVİSİNDE KULLANILABİLECEK İLAÇLAR
Mideden salınan asidi ortadan kaldıran ilaçlar
Antiasitler
Hidrotalcid
Kalsiyum, magnezyum bileşikleri

Mide asidininin salınmasını engelleyen ilaçlar
H2 reseptör blokerleri
Ranitidin
Famotidin
Nizatidin
Proton pompa inhibitörleri
Omeprazol
Lansoprazol
Pantoprazol
Rabeprazol
Esomeprazol

Bariyer oluşturanlar
Aljinik asit

Hücre koruyucular (Sitoprotektifler)
Sukralfat
Mizoprostol

Motilite düzenleyicileri (Prokinetikler)
Domperidon
Metoklopramid

Cinsel Sorunlar Evlilikte Cinsellik Gebelikte Cinsellik Varis Göğüs Bakımı Ayak Bakımı Tırnak Bakımı Saç Bakımı Parfüm Makyaj Doğal Bakım Estetik Ameliyatlar Selülit Solaryum Botoks Proteinler Karbonhidratlar Yağlar Vitaminler Mineraller Kalori Cetveli Alternatif Tıp Bulaşıcı Hastalıklar Sağlık Personeli Gezi Sağlık evde bakım doktor evde bakım hastalıklar hemşire Evde bakım evde bakım Sağlık Cinsellik cilt bakımı cilt bakımı doktor hastalıklar hemşire sağlık cilt bakımı doktor cilt bakımı Becayiş Hemşire Forum hemşire Gebelik Belirtileri Gebelikte Beslenme D Tüp Bebek Prematüre Bebek Bebeklerde Uyku Yeni doğan Bebekte Sarılık Bebek Beslenmesi Hemşire Forma Klasik Müzik Beslenme İlkyardım Ruh Sağlığı Aşılar Erkek Sağlığı Kadın Sağlığı Göz Sağlığı Ebe 4-B 4924 cinsel pozisyonlar cilt bakımı polis aksaray edebiyat sanat Hastaneler Tüm Devlet Hastaneleri İstanbul'daki Hastaneler Ankara'daki Hastaneler İzmir'deki Hastaneler Start Page0 Page1 Page2 Start

Çocuklarda Reflü

Gastroözofageal reflü hastalığı yada toplumda genel olarak sağlık mesleği dışındaki kişilerin tanımladığı şekliyle "reflü hastalığı" mide içeriğinin yemek borusuna (özofagus) geçişi olarak tanımlanabilir. Yemek borusuna geçen mide içeriğindeki asit, parçalayıcı sindirim salgıları (enzimler) yemek borusunda yangı ve ciddi hasara neden olur. Bunun nedeni bu maddelere karşı mide yüzeyi dirençli olduğu halde, yemek borusunda bu dirence sahip olacak hiç yapı olamaması ve son derece zayıf olmasıdır. Hatta yemek borusuna geçen bu mide içeriği daha yukarılara gelerek yutak (farenks), burun tabanı (nazofarenks), kulaktan gelen öztaki borusu başlangıcına kadar ulaşabilir. Tabii ki buraya ulaşan mide içeriği küçük miktarlarda ses tellerinin bulunduğu bu bölgeye en yakın yer olan gırtlak (