TurkHat.Com

Turkhat - Son dakika haberleri, Ekonomi, Spor ve Magazin üzerine en güncel haberler.

Sık dişini Arda (Kadir Esaspehlivan)

Her zaman söylerler, “Çok çalışan kazanır, büyük adam olman için çok çalışman lazım.”

“Çok çok çalışman gerekiyor yoksa kazanamazsın.”
“Adam çok çalışıyor helal olsun”
“Valla gece gündüz çalışıyor adamcağız”
“Durmak, yorulmak nedir bilmiyor kardeşim gece gündüz mesaide, çok başarılı olacak çok.”
“Çok koşturuyor helal olsun”
“ Ah! Çok iyi adamdı, çok çalışırdı gece gündüz, tatil matil demeden rahmetli, erken terk etti dünyayı. Çok da erken yaşlandı, hastamıydı da biz anlamadık.”
—Pazar maç var değimli?
—Evet, Pazar maç var.
—Nasıl takımın durumu?
—Bizim takım çok çalışıyor. Sabah akşam antrenmandalar. Biz şampiyon olamazsak kim olacak.
—Hoca çok iyi kardeşim. Çocukların dilleri dışarı düşüyor antrenmanlarda, çok çalışıyorlar valla,           yorgunluktan yemek bile yiyemiyorlar.

—AA! geçmiş olsun ne oldu.
—Hocam çok hastayım, adım atacak halim yok.
—Olur, mu oğlum iki gün kaldı maça sık dişini…

Sık dişini ARDA daha çok maç oynayacaksın ama…
—Sen aşırı antrenman sendromu (Sürantrene) içersindesin Arda. Sen bir iki maç dinen bakalım.
Evet, aşırı antrenman sendromu çok fazla olmamakla birlikte aşağı yukarı yüzde yirmi sporcuda görülebilmektedir. Aşırı yorgunluk, kas kasılmaları, uykusuzluk, devamlı uyku hali, uykudan yorgun uyanma, kâbus görmeler, isteksizlik Vs.
Bunun tek nedeni ise çok antrenman ve maç stresi.
Çok yanlış!
Çok yanlış!
Maalesef biz bunu çok yapıyoruz.
Çok antrenmana hiçbir sporcunun ihtiyacı yok.
Tek ihtiyaç
DOĞRU ANTRENMAN
Ey saygıdeğer Antrenör arkadaşlarım. Tek ihtiyacımız doğru antrenman.
Her zaman yaptığımız hataları yapmayalım. En iyisini ben bilirim. En iyi Antrenör benim demeyelim sakın!
Lütfen!
OKU, ÖĞREN, PAYLAŞ, DOĞRU ANTRENMANLARLA TÜRK SPORUNU GELİŞTİR.

Kasım 19th, 2008 by admin
Posted in Spor | No Comments »

Milan Baros’un büyük şanssızlığı

Galatasaray’ın Çek yıldızı Milan Baros, forma giydiği son 5 maçta golü unuttu.

Turkcell Süper Lig’de son olarak Galatasaray‘ın 4-2 kaybettiği Eskişehirspor deplasmanında attığı tartışmalı golle rakip fileleri havalandıran Çek yıldız, o tarihten itibaren oynanan 6 karşılaşmanın 5′inde forma giymesine rağmen adeta gol orucuna girdi.

Sezona fırtına gibi başlayan Baros, ligde Kocaelispor ve Konyaspor maçlarında 2′şer, UEFA Kupası’nda Bellinzona ile oynanan 1. tur eşleşmesinde ise 2 karşılaşmada 3 gol atmıştı.

Turkcell Süper Lig, UEFA Kupası ve Fortis Türkiye Kupası’nda oynanan son 5 maçta sahada toplam 377 dakika kalan Milan Baros, golle buluşamadı.

OYUNDAN ALINIYOR

Galatasaray Teknik Direktörü Michael Skibbe, oynadığı son 5 karşılaşmada golle buluşamayan Baros’u 90 dakika sahada tutmuyor.

Son olarak gol attığı Eskişehirspor maçında 90 dakika sahada kalan Çek oyuncu, Ankaraspor ile yapılan Fortis Türkiye Kupası maçında oynamazken, Gaziantepspor maçında 72, Benfica karşılaşmasında 81, Fenerbahçe maçında 45, Kayserispor ile yapılan Fortis Türkiye Kupası maçında 66, son olarak İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçında da 73. dakikada oyundan alındı.

Çek oyuncu, oynadığı 15 karşılaşmanın 5′inde 90 dakika sahada kaldı.

15 MAÇTA 8 GOL ATTI

Galatasaray‘ın Şampiyonlar Ligi’ne katılamadığı Steau Bükreş maçlarının ardından transfer edilen Milan Baros, bugüne kadar oynadığı 15 karşılaşmada toplam 8 gol attı.

Toplam 1077 dakika forma giyen Baros, maç başına 0.53 gol ortalamasıyla oynadı.

Baros, 15 maçın sadece 5′inde gol bulabilirken, 10 karşılaşmada ise fileleri havalandıramadı.

BAROS’UN KARNESİ

Galatasaray‘ın çek yıldızı Milan Baros’un Galatasaray‘daki karnesi şöyle:

Oynadığı maçlar: Türü: Süre: (Dk.) Gol:
——————————————————-
Kayserispor Lig 17 -
Antalyaspor Lig 31 -
Kocaelispor Lig 90 2
Konyaspor Lig 81 2
Bursaspor Lig 90 -
Trabzonspor Lig 82 -
Eskişehirspor Lig 90 1
Gaziantepspor Lig 72 -
Fenerbahçe Lig 45 -
İstanbul B.Ş.B. Lig 73 -
Bellinzona UEFA 90 2
Bellinzona UEFA 90 1
Olympiakos UEFA 79 -
Benfica UEFA 81 -
Kayserispor Fortis T.K. 66 -
—————————————————-
Toplam: 15 maç 1077 8

Kasım 19th, 2008 by admin
Posted in Spor | No Comments »

Maradona bunu da gördü

Arjantin’in İskoçya ile oynayacağı hazırlık maç dolayısıyla kampta bulunan Arjantin’in yıldız futbolcusu Kun Agüero’nun, hamile olan kız arkadaşının fenalaşıp hastaneye kaldırılması üzerine Madrid’e döndüğü bildirildi.

Arjantin Milli Takımı’nın yeni teknik direktörü Diego Armando Maradona’nın kızı Gianna ile birlikte olmasından dolayı Maradona ile profesyonellik dışında ailevi bir bağı da bulunan Agüero, kız arkadaşının hastaneye kaldırıldığını öğrendikten sonra destek olmak amacıyla izin alarak Madrid’e geri döndüğü belirtildi.

Atletico Madrid’in futbolcusu olan Agüero, Maradona’nın teknik direktör olarak ilk kez sahaya çıkacağı yarın oynanacak İskoçya-Arjantin maçında forma giyemeyecek.

Yaşamı skandallarla dolu olan Maradona, hem kızının bu kritik anında yanında olamayacak, hem de ilk maçına en önemli oyuncusundan mahrum çıkacak.

Kasım 19th, 2008 by admin
Posted in Spor | No Comments »

Yüksek faiz banka sendikasyonlarını vurdu

Garanti Bankası ve Akbank, yurtdışından sendikasyon yolu ile alacakları kredi miktarını düşürecek.

Bloomberg’in haberine göre, uluslararası piyasalarda yaşanan sıkışıklığın ardından yükselen faizler bankaların sendikasyon kredileri ile ilgili planlarını da etkiledi.

Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Tolga Egemen, bu ay sonunda vadesi dolan 700 milyon dolarlık kredisinin üçte ikilik bölümünü yenileyeceklerini söyledi. Egemen, kredinin yeniden finansmanında libor artı 2 puanlık faiz yükünün oluşabileceğini belirtti. 

Garanti bu sendikasyonu iki sene önce libor artı 0.62 puan ile gerçekleştirmişti.
 
Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul da Aralıkta vadesi dolan sendikasyonun yeniden finansmanında öncekine göre daha yüksek faiz ödemek zorunda kalacaklarına dikkat çekti. Kurtul 1.1 milyar dolarlık sendikasyonun en azından yarısını tekrar finanse etmek istediklerini bildirdi. Kurtul’a göre yeni faiz oranı libor artı 2 puan olabilir.

Raymond James analisti Funda Afacan, herkes global krizin Türkiye üzerindeki etkisinin hafif olacağını konuştuğunu, ancak bankalar yüksek maliyetlerle borçlandığında bunun etkilerinin bilançoda görüleceğini vurguladı.

Kasım 19th, 2008 by admin

Akbank’ta 3 yönetici görevden ayrıldı

Akbank’ta genel müdür yardımcısı düzeyinde üç yönetici görevden ayrıldı. Görevden ayrılanlar arasında henüz 3 ay önce Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olan Muratoğlu da bulunuyor.

Akbank’tan Borsa’ya gönderilen açıklamada, banka yönetim kurulu kararı ile genel müdürlük organizasyonundaki değişiklik nedeniyle, İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Esra Bozkurt, Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cem Muratoğlu ve Perakende Kredilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Halit Haydar Yıldız’ın görevlerinden ayrıldıkları belirtildi. 

Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Muratoğlu, bu göreve 3 ay önce atanmıştı.  Muratoğlu, Akbank’tan önce Interbank ve Finansbank’ta üst düzey yöneticilik görevlerinde bulunmuştu.  

Açıklamada, insan kaynakları fonksiyonlarının İnsan Kaynakları ve Destek Genel Müdür Yardımcısı Zeki Tuncay’a, bireysel bankacılık fonksiyonlarının Bireysel ve Şirket Bankacılığı Genel Müdür Yardımcı Galip Tözge’ye, perakende krediler fonksiyonlarının ise Krediler Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Fuat Ayla’ya bağlanmasının uygun bulunduğu bildirildi.

Öte yandan Akbank’ta geçtiğimiz hafta da Kredi Takip İşbirimi’nden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nuri Aksoy görevinden ayrılmıştı.

Kasım 19th, 2008 by admin

Açık artırmayla satılıyor

Ataköy 9. Kısım’da bulunan Atrium Alışveriş Merkezi, Eskidji Müzayedecilik aracılığıyla satışa çıkarıldı.

Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, 25 Kasım 2008′de açık artırma usulü gerçekleşecek satışın, alıveriş merkezinin yüzde 51′ine denk gelen ve aralarında Migros’un da yer aldığı 33 ayrı iş yerini kapsadığı belirtildi.

Açıklamada, alışveriş merkezinin yüzde 51′ine sahip olan Botim A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Uğurlu’nun hisselerini satma kararı aldığı, Eskidji firması ile anlaşma yapan Uğurlu’nun hisseleri için satış hazırlıklarının tamamlandığı kaydedildi.  

Satış işleminin 33 ayrı iş yerinin ayrı ayrı satılması şeklinde gerçekleşeceği ifade edilen açıklamada, isteyenlerin tüm iş yerlerine ortak teklif de verebileceği bildirildi.

İSTANBUL’UN İKİNCİ ALIŞVERİŞ MERKEZİ

İstanbul‘un gözde semtlerinden Ataköy’de yer alan Atrium, 1992 yılında hizmete açıldı. Galleria’dan sonra kurulan ikinci büyük Alışveriş Merkezi olarak bilinen Atrium’da 215 mağaza bulunuyor.

Kasım 19th, 2008 by admin

139 bin euroya satılık otel odası

Hoffmann İnşaat’ın sahibi Klaus Hoffmann bir odanın satış fiyatının 139 bin Euro olduğunu söyledi.

Ramada Oteller zincirinin, İstanbul’daki dördüncü otelini Alman firması Hoffmann İnşaat’ın işbirliğiyle 2010 yılında açmayı planladığı ve otelin franchise yöntemiyle Ramada adıyla Hoffmann tarafından işletileceği açıklandı.

Hoffmann İnşaat’ın sahibi Klaus Hoffmann, yapımını Hoffman İnşaat’ın gerçekleştireceği ve Türkiye’nin önde gelen mimarları tarafından tasarlanan Ramada Istanbul Maslak’ın 342 lüks odadan oluşacağını ve Türkiye’nin ilk ve gerçek “Condo Kiralama Sistemi” modeliyle çalışan oteli olacağını söyledi.

40 ODA SATILDI VE BİR ODANIN FİYATI 139 BİN EURO

Condo Kiralama sistemi hakkında bilgi veren Klaus Hoffman, bu modelde yatırımcıların, mülkiyetiyle satın aldıkları otel odalarını, Hoffmann İnşaat’a satın aldıkları anda kiralayarak 15 yıllık kira geliri elde etme fırsatını yakalayacaklarını belirtti. Hoffmann, otelden oda satın alan yatırımcılara yıllık minimum yüzde 10 kazanç sağlanacağını kaydederek, standart her bir odanın satış fiyatının şerefiye farkı gözetmeksizin 139 bin Euro olduğunu söyledi. Hoffman, şimdiye kadar 40 odanın satıldığını belirterek, ödemelerin yüzde 40’ının peşin geri kalan kısmın da 20 ay vadeli olduğunu, oda sahiplerine ödenecek yıllık kiranın da 13 bin 900 Euro olduğu bilgisini verdi.

“YATIRIM 8 YILDA GERİ DÖNÜYOR”

Condo sistemiyle ilgili bilgi veren Klaus Hoffmann, “Standart her bir odanın satış fiyatı şerefiye farkı gözetmeksizin 139 bin Euro olarak belirlendi. Bu bedelin yüzde 40’ı peşin, kalanı 20 ay vade için geçerlidir. Hoffmann tarafından ödenecek kira yıllık 13 bin 900 Euro olacak. Bununla birlikte 15 yıllık kontrat gereği ilk üç yıl 13 bin 900 Euro olan kira bedeli üçüncü yıldan sonra her yıl euro bazında yüzde 1.5 artacaktır” dedi. Hoffman, yatırım geri dönüşünün 8-9 yıl gibi kısa bir zaman alacağını hatırlatarak “ Basit hesapla yatırım 8-9 yıl gibi sürede geri dönmektedir. Kira kontratı 15 yıl sonra nihayetlendiğinde, otel, ister Hoffmann’a ister başka bir otel markası ile başka bir yatırımcıya bina sahipleri tarafından kiralanacaktır. İstanbul‘da bir gayrimenkul yatırımının kira ile geri dönüş ortalaması 17 yıl olduğu düşünülürse bu yatırımın kıymeti iyice ortaya çıkacaktır” diye konuştu.

CONDO KİRALAMA SİSTEMİ NEDİR?

Condominium adıyla ilk olarak devre mülk sistemine alternatif olarak Miami’de uygulanmaya başlanan bu sistemin çıkış noktası, Miami’de tatil yapmak için yazlık almak isteyen tüketiciler oldu. Yılda sadece 1 ay tatil yapmak için yılın kalan 11 ayı için de oluşan masrafları üstlenmek zorunda kalan yazlıkçılara Condo sistemiyle otel odalarını satın almaları cazip hale getirildi. Tatil haricinde otel odasını kullanmadıkları dönemlerde kiraya vererek, gelir elde etmeleri de sağlandı. Daha sonra bu sistem Newyork, Manhattan, Chigago gibi kentlere kaydı. Şu an Dubai’de de yaygın olarak uygulanıyor. Ritz Carlton, Four Seasons, Hilton, Clarion, Conrad, Bulgari, Le Meridien gibi bir çok otel zincirlerinin yaygın olarak uyguladığı bu sistemi Türkiyede ilk uygulayan, Hoffmann İnşaat oldu.

Kasım 19th, 2008 by admin

Kimya sektöründe büyük deprem

Dünyanın en büyük kimya şirketi olan BASF, dünya genelinde 80 fabrikasını geçici olarak kapatma kararı aldı. Türkiye’de ise herhangi bir kapatma söz konusu olmayacak.

 

BASF CEO’su Dr. Jürgen Hambrecht dünya çapında 80 fabrikalarını geçici olarak kapatma kararı aldıklarını ve 20 bin çalışana ücretli izin vereceklerini açıkladı.

 

Hambrecht, “Kimya sektöründe 2008 Ocak ayından bu yana bir daralma yaşanıyordu. Dünyadaki global mali kriz sektörü bir daha vurdu. Özellikle otomotiv sektörünün verdiği siparişleri birbir iptal etmesi bu üzücü kararı vermemizde etkili oldu” dedi.

TÜRKİYE’DE NE OLACAK?

BASF’ın bu kararı Türkiye’deki yatırımlarını ise kapsamıyor.

BASF Türk CEO’su Dr. Jürgen Barwich, hurriyet.com.tr’ye yaptığı açıklamada, “Bu karara Türkiye dahil değil. Tesislerimiz ful kapasite çalışmaya devam ediyor” dedi.  

Türkiye’de faaliyet gösteren en eski uluslararası şirketler arasında yer alan BASF, 1970 yılında Gebze’de, Sümerbank ile birlikte bir fabrika kurarak tekstil, deri, deterjan ve inşaat kimyasalları üretimine başladı.  Uzun yıllar devam eden bu ortaklık, BASF AG’nin Sümerbank Holding’den tüm hisseleri devraldığı 2000 yılında sona erdi

BASF, 2005 Haziran ayında Dubai ve İstanbul’da bulunan iki ayrı merkezi Business Center Turkey, Middle East & North Africa (BCT) çatısı altında toplama kararı aldı. Bu kararın ardından yeniden yapılanmaya giden BASF Türk, geniş bir alana yayılmış 18 ülkedeki 8 kardeş şirket ile yaklaşık 500 milyon euroluk bir şirket haline geldi.

BASF Türk, Türkiye’de yedi sektörde faaliyet gösteriyor. Bu sektörler; Kimya, Plastik, Tekstil ve Deri Kimyasalları, Dispersiyonlar ve Pigmentler, Özgün Kimyasallar, Özel Kimyasallar ve Tarım Kimyasalları.

BASF ürünleri, elektirik & elektronik, otomotiv, inşaat, deri ve tekstil, deterjan, gıda ve hayvan yemleri ile tarım sektörlerinde kullanılıyor.

Kasım 19th, 2008 by admin

Hido 20 sayıyla takımını sırtladı

Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi’ne (NBA), bu sabaha karşı oynanan 2 maçla devam edildi.

Hidayet Türkoğlu, takımı Orlando Magic’in, Philedephia 76ers’ı 98-88 yendiği karşılaşmada, 20 sayı atarak takımının en skorer 2 oyuncusundan biri oldu. Türkoğlu, 1 hücum ve 7 savunma olmak üzere 8 ribaunt aldı, 3 asist yaptı, 2 top çaldı ve 1 de blok yaptı.

Amyway Arena’da yapılan ve 16 bin 407 kişinin izlediği karşılaşmada, Rashard Lewis, 20 sayı ve 8 ribaunt, Jameer Nelson 16 sayı, 4 ribaunt ve 9 asist, Dwight Howard 14 sayı ve 8 ribaunt, Mickael Pietrus da 12 sayıyla galibiyete katkıda bulundu.

Konuk ekip Sixers’da ise Thaddeus Young’ın 19 sayı, Andre Iguodala’nın 16 sayı ve 11 ribaunt, Andre Miller’ın 15 sayı, Samuel Dalembert’in de 10 sayı ve 14 ribauntluk performansları, yenilgiyi engelleyemedi.

Günün diğer maçında Portland Trail Blazers, sahasında Houston Rockets’ı uzatma dakikalarında 101-99 yendi.

Rose Garden’da son derece çekişmeli geçen karşılaşmada, Lamarcus Aldrige 27 sayı ve 9 ribaunt, Brandon Roy 17 sayı, Rudy Fernandez 15 sayı, Travis Outlaw da 14 sayı ve 13 ribauntla galibiyetin mimarları oldular.

Öte yandan 30 sayı 7 ribaunt ve 8 asistle maçın yıldızı olan Tracy McGrady’nin çabaları galibiyet için yeterli olmadı. Rockets’da ayrıca, Luis Scola ile Aaron Brooks 14′er sayı, Çinli yıldız basketbolcu Yao Ming de 13 sayı üretti.

Lige, yarın TSİ sabaha karşı yapılacak 13 maçla devam edilecek.

Kasım 8th, 2008 by admin
Posted in Spor | No Comments »

Numara taşınabilirliği 9 Kasım’da başlıyor

Mobil numara taşınabilirliği uygulamasıyla, numarasını başka bir operatöre taşımak isteyen abonenin, kimlik fotokopisi ile bir alıcı şebekeye şahsen başvurması gerekiyor.

Numara taşınabilirliği, 6 aşamalı bir süreçten oluşuyor.

İlk aşamada abone, kimlik fotokopisi ile bir alıcı şebekeye şahsen başvuruyor ve başvuru esnasında taşıma talep formu, abonelik sözleşmesi doldurularak, müşteri tarafından imzalanıyor.

İkinci aşamada abone yeni SIM kartını alırken, alıcı şebeke, talebi Merkezi Referans Veri Tabanına iletiyor. Verici şebekenin abone bilgilerini kontrol ettiği üçüncü aşamada, Merkezi Referans Veri tabanı, talebi diğer operatöre gönderiyor. Diğer operatör gelen bilgilerle, kendi sistemindeki bilgileri kontrol ederek, “onay” veya “ret” veriyor.
Sürecin dördüncü aşamasında, aboneye transfer saati ve mesajı ile ilgili bir mesaj gönderiliyor. Onay verilmesi durumunda, alıcı şebeke sistemine bilgi ulaşıyor ve müşterinin mevcut numarasına SMS ile taşıma tarih ve saat bilgileri iletiliyor.

Beşinci aşamada, yeni SIM kart telefona takılıyor. Geçiş sürecinde iletişimin kısa bir süre kesilebileceği uyarısında bulunuluyor.

Sürecin son aşamasında abone, alıcı şebekeden hizmet almaya başlıyor. Taşıma sonrasında müşteriye gelen aşamalarda arayan kişi, farklı bir ton duyuyor ve böylece taşıma yapıldığını anlıyor.

KURUMSAL ABONELER İÇİN SÜREÇ

Numaralarını taşımaya karar veren kurum, operatörün müşteri hizmetlerini, kurumsal kanal bayisini veya kurumsal satış yöneticisini arayarak, şirket numaralarını taşımak istediğini belirtiyor.

Söz konusu yönetici, kurum yetkilileri ile randevulaşarak, bu kişiler tarafından doldurulan talep formunu ve abonelik evraklarını teslim alıyor ve şirket numaralarının taşınma talebi, diğer operatöre iletiliyor.

Diğer operatörün, şirket bilgilerini kontrol edip geçiş onayını vermesinin ardından şirkete, numarasını taşıdığı operatörden hizmet almaya başlayacağı zaman bildiriliyor.

Şirket elemanları, belirtilen tarih ve saatte yeni SIM kartlarını cep telefonlarına takarak, hizmet almaya başlıyorlar.
Ayrıca, aynı anda birden fazla sayıda hat için veya kurumsal hatlar için toplu başvuru yapılabiliyor.

Kasım 8th, 2008 by admin

Otomotiv devleri para peşinde

Dünyanın en büyük otomotiv şirketleri olan General Motors, Ford ve Chrysler, zor durumdan kurtulmak için ABD hükümetinden 50 milyar dolar istiyor.

Konuya yakın bir kaynağın Bloomberg’e verdiği bilgiye göre, son 25 yılın en kötü dönemini yaşayan otomotivciler kurtuluşu hükümetten bekliyor. 50 milyar dolar olarak talep edilen kurtuluş paketinin 25 milyar dolarının sağlık sigorta primleri, kalan 25 milyarının da genel likidite olarak verilmesi talep ediliyor.

Öte yandan Senatör Harry Reid de otomotiv devlerinin CEO’ları ile yaptığı görüşmenin ardından sektörün hükümetten ekstra yardım alması gerektiğini belirtmişti. ABD hükümeti eylül ayında düşük yakıt tüketimli araçların üretimine teşvik olarak 25 milyar dolarlık bir kredi paketi onaylamıştı. 

ABD‘nin üç otomotiv devi 2008 yılının ilk yarısında toplam 28.6 milyar dolar zarar etti. Araç satışları da krizle birlikte ekim ayında 10.6 milyon adete gerileyerek 1983 yılından bu yana en düşük seviyeye indi.

Kasım 8th, 2008 by admin

Sabancı: Krizden başarıyla çıkacağız

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Brisa’nın geçmiş krizlerde olduğu gibi bu krizden de başarıyla çıkacağına inandığını belirtti.

Brisa’nın 20. yılı dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Sabancı, Bridgestone’un yatırımlarında çok titiz ve karar verme sürecinde çok hassas olduğunu belirterek, firmanın Sabancı’ya, Türkiye’ye ve Türkiye’deki lastik, otomotiv sektörüne güvendiğini, ortaklıklarının böyle başladığını anlattı.

Sabancı, Bridgestone’un kuvvetli kültürünün, Sabancı’nın kuvvetli kültürünün birleştiğini ve başarılı bir takımın bugüne getirildiğini dile getirdi.

Soruları yanıtlarken de Sabancı, 20 yılda geriye bakıldığında, Türkiye’nin geçirdiği krizleri göz önüne aldıklarını ifade ederek, 1999 yılında yaşanan deprem nedeniyle Brisa’nın yarıdan fazlasının yıkıldığını ve çok kısa zamanda fabrikanın yenilendiğini vurguladı.

Sabancı, 2001 krizinin, ihracata daha da önem vermeleri, pazarları daha da çeşitlendirmeleri ve bu konuda daha hızlı hareket etmelerini sağladığını vurgulayarak, yaşanmakta olan ve reel sektöre etkisi görülen yavaşlaman dönemlerinde, yönetim anlayışları ve yönetim değerlerinin çok öne çıktığı söyledi.

Bu dönemlerde süreçlere yeniden baktıklarını dile getiren Sabancı, şöyle konuştu:
“Ben inanıyorum ki arkadaşlarımın bu konuda çok birikimi ve çok yetkinliği var. Bir şeyi yine tekrarlamak istiyorum, ben bu krizden Brisa’nın, geçmiş krizlerde de olduğu gibi başarıyla çıkacağına inanıyorum. Bu dönem rakiplerimizden daha hızlı olma dönemi ve umuyorum ki Brisa’daki arkadaşlarım rakiplerinden daha hızlı ve daha başarılı olacaklar. Geçmiş tecrübeler bize bu dönemde de, bunu başaracağımızı gösteriyor.”

Güler Sabancı, Avrupa’daki otomotiv piyasasındaki daralma nedeniyle hedeflerde aşağı yönlü bir revize olup olmayacağının sorulması üzerine de, şunları kaydetti:

“Bu seneyi ben biliyorum ki arkadaşlarım planladıkları, bütçedeki gibi gerçekleştiriyorlar. Piyasanın yavaşladığı, son birkaç aydır satışlarda bir yavaşlama olduğu da bir gerçek. Ama bana getirilen çok radikal bir resim yok. Son birkaç aydır yavaşlama var. Bu sene bütçemizi aynen gerçekleştiriyoruz. 2009 için de arkadaşlarım bütçe çalışması yapıyorlar.”

Sabancı, “Geçmiş tecrübemiz, bugüne kadar koyduğumuz hedefleri gerçekleştirdiğimizi gösterdi” dedi.

“MISIR’DA FABRİKA KURMA, İHTİMALİ OLABİLİR”

Bridgestone Corporation Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Shoshi Arakawa da, 1931 yılında kurulan Bridgestone’un, 2007 yılında 3,4 trilyon Japon yeni konsolide satış gelirine ulaştığını ve 130 bin çalışanı, 48 fabrikayla faaliyet gösterdiğini anlattı.

Arakawa, Türkiye’de önemli ekonomik gelişmeler olduğunu ve Avrupa ülkeleri ile olan bağlantıların Türkiye’yi stratejik anlamda önemli bir pazar haline getirdiğini vurgulayarak, şirketlerinin içinde Brisa’nın önemli bir yeri bulunduğunu vurguladı.

İki grubun ortaklığından bu yana geçen 20 yıl içinde şirketlerinin teknolojik desteğini sürdürdüğünü ve Brisa’nın kayda değer gelişme gösterdiğini dile getiren Arakawa, üretim miktarının 3 katına çıkarıldığını kaydetti.

Arakawa, şu anda traktör radyal lastikleri üretimi için son aşamaya gelindiğini bildirerek, Brisa’nın hem otomotiv endüstrisi, hem yenileme pazarı lastiklerinde, pazardaki “1 numaralı” yerlerini koruyacağını söyledi.

Dünya ekonomisinin zorlu bir dönemden geçtiğini hatırlatan Arakawa, ham madde fiyatlarının artığını, üretimin azaldığını, yeni firmaların pazara dahil olduğunu dile getirerek, bütün bunların Brisa için zorluktan ziyade şans olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Arakawa, bu ortam içerisinde rakiplerinden nasıl daha etkin olacakları göz önüne almaları gerektiğini vurgulayarak, bu durumun Bridgestone’da olduğu gibi Brisa için de yeni başarılar elde etmek için şans olarak kabul edilebileceğini söyledi.

Krizden nasıl fırsat yaratılacağına ilişkin bir soru üzerine Arakawa, “Dünyada etkilerini gösteren ekonomik krizin Brisa açısından da daha etkin yönetilebilmesi için, mevcut yönetim yapısı içerisinde kalmak kaydı ile yeni bir kriz yönetimi anlayışı oluşturup süreç yönetimlerini gözden geçiriyoruz” dedi.

Mısır’da fabrika yatırımı yapılıp yapılmayacağına yönelik bir soruyu da Arakawa, “Dürüst olmak gerekirse, Brisa’da işçilik maliyetleri yüksek. Fiili olarak, ikinci fabrikayı Mısır’da kuracağız gibi herhangi bir durum mevcut değil. İhtimal olabilir diyebiliriz” şeklinde yanıtladı.

Arakawa, Mısır’da bir fabrika gibi bir görüş ve düşünceleri bulunmadığının altını çizerken, fiziki bir hazırlık, düşünce ve planlamanın mevcut olmadığını bildirdi.

“HEDEFİMİZ, TÜRKİYE’DE SATILAN HER İKİ LASTİKTEN BİRİNİ SATMAK”

Brisa Genel Müdürü Bülent Savaş ise, Sabancı Holding ve Bridgestone iş ortaklığından doğan Brisa’nın gelişim hikayesine yer verdiği konuşmasında, 1988 yılında 155 milyon dolar cirodan, bugünkü 600 milyon dolarlık ciroya ulaştıklarını kaydetti.

İhracatın 1 milyon adetten 4 milyon adete ulaştığını anlatan Savaş, ihracat gelirinin de 194 milyon dolara yükseldiğini belirtti.

Savaş, Türkiye’de pazar lideri olduklarını ve satılan her 3 lastikten birinin kendi lastikleri olduğunu vurgulayarak, uzun vadeli hedeflerinin, dünyada ilk 3 lastik üreticisi arasında yer almak ve Türkiye’de satılan her iki lastikten birini üretip satmak olduğunu söyledi.

Toplantıda, konuşmaların ardından, Güler Sabancı, Arakawa’ya Türk geleneksel süsleme sanatı tezhib ve hat sanatıyla yapılan nazar duası hediye etti. Arakawa da, Sabancı’ya bir samuray başlığı sundu.

Kasım 8th, 2008 by admin

Kredi kartında inanılmaz tefecilik

Bir zamanlar mahalle aralarında çek, senet veya ipotek karşılığında verilen nakit paranın yerini yeni yöntemler alıyor. Modern tefeciler buldukları ‘kontör satma’ yöntemiyle borçlunun bankaya ödeyeceği miktarı uygun ödeme koşulları da sağlayarak düşürüyor.

İstanbul‘un en lüks semtlerinden Nişantaşı’nda kontör ve cep telefonu satışı yapılan bir apartman dairesindeyiz. Masalarında tüm bankaların POS cihazının bulunduğu büronun telefonları susmak bilmiyor. Sırada bekleyen müşterileri kimi türbanlı kimi açık, şık giyimli kadın ve erkek görevliler bilgilendiriyor. Ancak anlattıkları cep telefonu ya da kontörle ilgili değil. Müşteriler kredi kartı mağduru, onlar da kredi kartı borcundan kolayca kurtulmanın yollarını anlatıyor.  

Kriz dönemlerinde hortlayan “modern tefecilerden” birindeyiz. Kredi kartı mağduru olarak kapısını çaldığımız büroda 4 yıldır görünürde kontör ve cep telefonu satışı yapılıyor. Bir zamanlar mahalle aralarında çek, senet veya ipotek karşılığında verilen nakit paranın yerini yeni yöntemler alıyor. Kontör satışı da bu yöntemlerden biri. Merkez Bankası verilerine göre, son 9 ayda ferdi kredi ve kredi kartları borçlarını ödememiş kişi sayısı 1 milyon 59 bin 360′a ulaşırken, modern tefecilerde krizi fırsata çeviriyor. Reklamlarını da internet siteleri, mail zincirleri ve sokaklarda dağıttıkları el broşürleri ile yapıyor.

Biz de bu büroya bir broşür sayesinde ulaşıyoruz. “Kredi kartı borcunuz mu var? Ödeyemiyor musunuz? Çözüm mü arıyorsunuz? Düşünmeyin” sorularının yer aldığı broşürdeki adrese gittiğimizde görevlilerden biri bizi masaya oturtuyor ve bilgi vermeye başlıyor:

“Talep çok arttı. Bu işi 4 yıldır yapıyorum. Önce Adana’da başladım, sonra İstanbul‘a geldim. Şu sıralar işlerimiz çok iyi. Avukata ya da icraya düşmüş kartlara hizmet vermiyoruz. Borçlarınızı hemen gidip bankada ödüyoruz. Daha sonra bankaların uyguladığı faiz oranlarının yarısını uygulayarak, belli bir miktar parayı sizin kartınızdan kontör almak için çekiyoruz. Siz, bu yeni borcunuzu 12 ayda ve bankanın öngördüğü taksit miktarının yarısına bankaya geri ödüyorsunuz.”

POS tefecisinin “kıyakları” bunlarla da bitmiyor. Yüzünde banka reklamlarından çıkma bir gülümsemeyle bakan tefeci, faiz miktarının elden verilmesi halinde indirim de yaptıklarını söylüyor.
 
‘Bankaların da işine geliyor’

Etrafı büyük bankaların şubeleri ile çevrili, İstanbul‘un en gözde semtlerinden birinde “faaliyet gösteren” bu kişiye “Peki siz bunları yaparken, kimse peşinize düşmüyor mu?” diye soracak oluyoruz. POS tefecisinin bize verdiği yanıt, “Küresel krize karşı dayanıklı bankacılık sistemimizin” yaşadığı açmazları gözler önüne seriyor: “Tüm bankaların kartları ile çalışıyoruz, bütün POS makinalarına sahibiz. Bu durum bankaların da işine geliyor. Bizim sayemizde alacaklarını tahsil ediyorlar. Yoksa her borçluyu avukata verseler, tahsilat yıllar sürer. Böylelikle, bankalar da vatandaş da biz de memnun oluyoruz.”

Borcunu ödeyemeyen vatandaşın kredi kartı borcunu çeşitli yollarla kapatan, ardından belli bir faiz oranı ile aynı karttan uzun vadeli para çeken “POS tefecileri”, bu yöntemle yüz binlerce YTL gelir elde ediyor ve küresel krizin yarattığı durgunluk ortamında “kılını bile kıpırdatmadan” köşeyi dönüyor.
 
Banka faizleri düşürülmeli

Tüketici Hakları Merkezi (TÜ-MER) Başkanı Ömer Keser, tüketicilerin kart borçları nedeniyle gayri resmi, hukuki altyapısı olmayan hiçbir kurum veya kişiye başvurmaması gerektiğini söyledi. POS tefecilerinin tüketiciye yardımcı olur gibi gözükürken, haksız kazanç sağladıklarını vurgulayan Keser, “Bu durum istismara çok açık. Dolayısıyla böyle kimselerle iş yapan tüketici yarın çok ciddi bir sıkıntı ile karşılaşabilir” dedi.

Türkiye’deki kart faizi oranlarının BDDK verilerine göre dünya ortalamalarının üstünde olduğuna dikkat çeken Keser, özellikle küresel krizin de etkisiyle son zamanlarda bankaların çok cüzzi miktarlardaki kredilerin bile peşine düştüğünü dile getirdi. Ellerinde ödenmiş dekontu olan tüketicilerin bile kapısının çalındığını anlatan Keser, “Türkiye’deki bankaların artık kredi kartı faizlerini, tüketici kredisi faizleri seviyesine düşürmelidir. Aksi takdirde vatandaşlarımız danışmanlık kisvesiyle uyanıklık yapan tefecilere muhtaç kalmaya devam edecektir” diye konuştu.

Kasım 8th, 2008 by admin

Güiza: Takımın başına gelenler bizden

Fenerbahçe’nin İspanyol futbolcusu Daniel Güiza, “Takımın son bir buçuk aydır başına gelenler, iyi oynamamamızdan kaynaklanıyor” dedi.

Güiza, Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’nin (UEFA) internet sitesine, sarı-lacivertli takımın, Turkcell Süper Lig’deki ve Avrupa Şampiyonlar Ligi (G) Grubu’ndaki durumunu değerlendirdi.

Kulübünün, Turkcell Süper Lig’de 9. Hafta sonunda 9. sırada, Avrupa Şampiyonlar Ligi (G) Grubu’nda da 1 puanla sonuncu sırada bulunduğunu hatırlatarak, “Son bir buçuk aydır başımıza gelenler, iyi oynamamamızdan kaynaklanıyor” diye konuştu.

Güiza, Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde 5 Kasım Çarşamba günü Arsenal ile yapılacak rövanş maçına iyi odaklandığını ifade ederek, bu maçın kendisi için çok önemli olduğunu, uluslararası turnuvalarda iyi futbol sergileyen oyuncuların, daha çok tanındığını kaydetti.

“Güzel bir turnuva, elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız” diyen İspanyol oyuncu, henüz her şeyin bitmediğini, 1 puanlarının ve önlerinde 3 maçlarının olduğunu, gruptan çıkabilmek için kazanmak zorunda olduklarını anımsattı.

Güiza, vatandaşı teknik direktör Luis Aragones için de “Aragones, yılların teknik direktörü. Fazla söze gerek yok. Atletico Madrid’i sayısız kez şampiyonluğa taşıdı, şimdi sıra Fenerbahçe‘de. İspanya Milli Futbol Takımı’nı Avrupa şampiyonu yaptı. Bir teknik direktörün özelliklerini fazlasıyla taşıyor” dedi.

Kasım 3rd, 2008 by admin
Posted in Spor | No Comments »

Arsenal-F.Bahçe maçına İtalyan hakem

Fenerbahçe’nin Avrupa Şampiyonlar Ligi (G) Grubu’nda deplasmanda İngiltere’nin Arsenal takımıyla yapacağı maçı İtalyan hakem üçlüsü yönetecek.

UEFA, 5 Kasım Çarşamba günü Londra’da Emirates Stadı’nda yapılacak mücadeleyi hakem Roberto Rosetti’nin yöneteceğini açıkladı.

Rosetti’nin yardımcılıklarını Stefano Ayroldi ve Francesco Altomare’nin yapacağı bildirilen açıklamada, 4. hakeminin ise Luca Banti olduğu ifade edildi.

Kasım 3rd, 2008 by admin
Posted in Spor | No Comments »

2008 hedeflerimizi yerine getirdik

Yapı ve Kredi Bankası Murahhas Azası ve Genel Müdürü Tayfun Bayazıt, bankanın 2008 ile ilgili hedeflerinin hepsini neredeyse yerine getirdiklerini bildirdi.

Bayazıt, Türk Eximbank ve Yapı ve Kredi’nin “Sigortalı İhracatın Finansmanı” için imzaladığı işbirliği anlaşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlarken, ihracatın finansmanında ayırdıkları kaynağın limitinin bulunmadığını ifade etti.

Yapı Kredi’nin 2009 ile ilgili büyüme hedefleri üzerinde şu anda çalıştıklarını belirten Bayazıt, “Şube açmaya devam edecek misiniz?” sorusuna, “Şu anda üzerinde çalışıyoruz” yanıtını verdi.

Bayazıt, 2008 hedeflerine ilişkin olarak da “2008 hedeflerinin hepsini neredeyse yerine getirdik. Şube açılışı, bilanço büyüklüğü, insan kaynağı ile ilgili…2 ay kaldı. 2 ay öncesinde bile birçok hedefi yerine getirdik. 2009 bütçesiyle ilgili şu anda çalışılıyor” şeklinde konuştu.

Bir gazetecinin “Şube açmada iddialı bir hedefiniz vardı, orada bir değişiklik var mı?” sorusuna “Bakacağız” karşılığını veren Bayazıt, BDDK’nın bankalara kar dağıtmama önerisinin hatırlatılması üzerine de şunları kaydetti:
“Biz zaten dağıtmıyoruz. BDDK, ‘Şu aşamada öz kaynaklarınızı kuvvetli tutun, krizin daha derinleşme ihtimali var, dikkatli olun’ diyor. Son derece doğal, normal karşılanması gereken bir konu. ‘Dağıtmayın da’ demiyor. ‘Dağıtırsanız benim haberim olsun, benden izin alın’ diyor. Şu aşamada normal bir şey…Anormal bir şey değil.”

Tayfun Bayazıt, 2009′da sistem dışına çıkan bankalar olup olmayacağı sorusu üzerine de şu anda bütün bankaların sermaye yeterliliğinin yakın denetim ve gözetim altında bulunduğunu ifade ederek, “Dolayısıyla öyle bir ihtimal hiç görmüyoruz” dedi.

Kasım 3rd, 2008 by admin

Krize rağmen yatırıma devam

Bosch Sanayi ve Ticaret AŞ Genel Müdürü Hermann Butz, krize rağmen Bursa’daki yatırımlarının süreceğini, “Benzinli püskürtme sistemleri” üretecek tesisin 2009 yılında açılacağını belirterek, “Bu plan hiç değişmedi, yaklaşık 30 milyon euroluk bir yatırımı burada gerçekleştireceğiz” dedi.

Avrupa Kalite Yönetim Vakfı (EFQM) tarafından yürütülen “Avrupa Kalite Ödül” sürecinde 11 finalist arasında yer alarak, “Avrupa Kalite Büyük Ödülü”nü kazanan Bosch ve Bursagaz ile finalistlerden Nilüfer Belediyesinin yetkilileri, Bursa Sanayici ve İşadamları Derneğinde (BUSİAD) başarılarını basınla paylaştı.

Hermann Butz, burada yaptığı açıklamada, Avrupa’nın başkentinin hangi kent olduğu konusunda her zaman bir tartışma yaşandığını, buna yanıt veremeyeceğini, ancak Avrupa’da 2008 yılında kalitenin başkentinin Bursa olduğunu söyledi.

Bosch Bursa Dizel Tesislerinin, büyük ölçekli özel sektör kuruluşu kategorisinde “Avrupa Kalite Büyük Ödülü”nü aldığını anımsatan Butz, “Bizim için büyük bir onur ama bir anlam daha var. Türkiye’de bu ödülü ikinci kez alan ilk şirket olduk. Bu da bizim iş mükemmelliği ve kaliteye verdiğimiz önemin bir belgesidir. Bizim fabrikalar iki farklı noktada toplam 118 bin metre karelik kapalı alanda yüksek teknolojiye sahip ürünleri imal ediyor” dedi.

Butz, dizel enjeksiyon sistemleri konusunda çeşitli ürünleri ürettiklerini belirterek, “5 bini aşkın çalışanımız ile 2008 yılında 50 milyonuncu dizel enjektör üretimini gerçekleştirdik. Bu kapasitemiz ile Bosch Bursa, sadece Bosch Türkiye’nin değil, Bosch’un dünya çapında en önemli iş kolundan birisi konumunda. Bunların yanı sıra Bosch Dizel Türkiye’de kalite anlamında verdiği sözlere uyumlu bir tarihçeye sahip nadir şirketlerden birisidir” diye konuştu.
Bosch’un, 2002 yılında “Avrupa Kalite Derneği Operasyonel Birimler Özel Ödülü” ile bir yıl sonra “Avrupa Kalite Büyük Ödülü”nü aldığını hatırlatan Butz, bu ödülün iş mükemmelliği konusunda Avrupa’nın en prestijli ödülü olduğunu vurguladı.

Butz, “EFQM Kalite Modeli”ni 1996 yılından bu yana uyguladıklarını ve her zaman iyinin daha iyisi için çalıştıklarını ifade ederek, şunlarıkaydetti:
“En iyi kalite, mükemmel iş sonuçları, yüksek müşteri memnuniyeti, çalışanlarımızın yüksek motivasyonu ve her zaman en iyi olmak bizi Avrupa kalite Büyük Ödülü’nü ikinci kez evimize, buraya, Bursa’ya getirme imkanı sağıladı. Bu onur ve gururumuzu tüm çalışanlarımızla birlikte kutladık. Çünkü iş mükemmelliğini, sadece ve sadece elemanlarımızla birlikte sağlayabiliyoruz.”

“30 MİLYON EUROLUK YATIRIM”

Herman Butz, “Küresel mali kriz ve ardından baş gösteren durgunluğun, otomotiv sektörüne ve Bosch’un üretim ve yatırım planlarına yansımalarına” ilişkin bir soru üzerine, bugün bütün küresel ekonomide bir durgunluk, daralma olduğunu, bunun ister istemez reel sektörü etkileyeceğini söyledi.

Otomotiv sektöründe, durgunluğun Amerika’da birkaç yıl önce başladığını, yavaş yavaş Avrupa ve Asya’da da sorunların baş gösterdiğini anlatan Butz, ana üreticilerde bir sorun varsa, yan sanayiciler olarak kendilerinin de üretim planlarına yeniden bakmak zorunda olduklarını belirtti.

Butz, Bosch Bursa ve Bosch Türkiye olarak her zaman “Biz kalıcı bir şirketiz, uzun vadeli düşünüyoruz ve planlarımızı da uzun vadeli yapıyoruz” dediklerini hatırlatarak, şöyle konuştu:
“Şimdi 2009 yılında bizim yatırımlarımız burada devam ediyor ve en güzel ispatımız 2009 yılında yeni bir üretim tesisini, benzinli püskürtme sistemleri için açıyoruz. Bu plan hiç değişmedi, yaklaşık 30 milyon euroluk bir yatırımı burada gerçekleştireceğiz. Dolayısıyla yani her şirket kendi planlarına göre şu andaki duruma karşı bir yanıt verebilir. Bizim benzin yatırımlarımız planladığımız gibi devam ediyor. Zaten başlamıştık, şimdi onu hemen değiştirmenin bir anlamı yok. Dolayısıyla biz sözlerimizi tutuyoruz ve o yatırım Türkiye’ye, Bursa’ya gelecek ve bizim Bosch olarak pozisyonumuzu güçlendiriyor. Çünkü hem dizel üretimimizi hem de benzin üretimimizi yapıyoruz. Benzin üretimi aynı zamanda uzun vadeli bakarsak, yeni gelen teknolojiler için de önemli bir adım. Dolayısıyla Bosch Bursa’nın geleceği için gayet iyi hazırlanıyoruz.”

Toplantıya, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oya Yöney, Kalder Bursa Şubesi Başkanı Sami Erol, Bursagaz Genel Müdürü Hasan Erbil Doyuran ve Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de katıldı.

Kasım 3rd, 2008 by admin

Bankacılık sektöründe kurallar ve dengeler değişecek

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, küresel gelişmelerin, bankacılık sektöründe kural ve dengelerin değişeceğini çok net ortaya koyduğunu, genç bankacıların bugün başlanan yeni finansal mimari arayışların ne olacağı konusunda kafa yormaları gerektiğini kaydetti.

Ekren, Ziraat Bankası’nın Ankara Tandoğan’daki binasında bulunan Bankacılık Okulu’nun dönem açılışını yaparak, ilk dersi verdi. Ekren yaptığı konuşmada, küresel gelişmelerin bankacılık sektöründe, ekonomik yapı ve ilişkiler sisteminde kural ve dengelerin değişeceğini net olarak ortaya koyduğunu söyledi. Ekren, genç bankacılara seslenerek, “Dolayısıyla okuyacağınız ya da öğreneceğiniz bazı kural ve dengelerinde zamanla hızlı ya da yavaş değişime uğradığını gözden kaçırmamak gerekir. Eğer kurallar ve dengeler değişim trendi içinde olacaksa bankacıların gelecekte üzerinde durması gereken en önemli konu bugün başlanan yeni finansal mimari arayışların ne olacağı konusunda da şimdiden kafa yormanız gerektiğidir” diye konuştu. Ekren, küresel krizin bankacılara verdiği en önemli dersin “Kontrol edebilirim” mantığıyla hata ya da prensiplerden taviz vermemek olduğunu söyledi.

MEVDUAT VE KREDİLENDİRME SÜRECİ EN ÇOK TARTIŞILAN KONU

Ekren, öğrencilere seslenerek, bugünlerde üzerinde en çok tartışılan konunun “mevduat ve kredilendirme sürecinin ulusal ve küresel düzeyde izlediği trend” olduğunu dile getirdi. Bankaların önem verdiği sektörlerin hızla canlandığını kaydeden Ekren, finansal aracılık nedeniyle bankanın üstlendiği rolün önemine de değindi.

Ekren, Bankacılık Okulu’nun sektöre donanımlı insan kaynağı katkısı sağlayan, önemli bir aktivite olduğunu söyledi. Ekren, bankacılık okulunda Türk banka sektörünün ihtiyaç duyduğu, beceri yeteneği yüksek insanların yetiştiğini söyledi. Ekren, Ziraat Bankası’nın sadece ulusal düzeyde değil, uluslar arası düzeyde de bankacılık faaliyetlerinde bulunduğunu ve rekabete her zaman hazır olan bir banka olduğunu dile getirdi.

Ekren, bankacılık okulu uygulamasının insan kaynağına olan yatırımın önemini ortaya koyduğunu vurguladı. Bankacılık okuluna Balkan ve Türki Cumhuriyetlerden de önemli miktarda talebin olduğunu söyleyen Ekren, verdiği bilgide, “1591 öğrenci 17. döneme kadar bu okuldan mezun olmuş. Bunlardan 953 bankacı Ziraat Bankası’nın değişik birimlerinde şuanda görev ircaa ediyor. Geriye kalan 592 bankacımızda diğer banka ve sektörlerde bankacılık alanıyla ilgili alanlarda hizmetlerine devam ediyor. Yurt dışından, Türki Cumhuriyetlerden ve Balkan ülkelerinden gelenlerin toplamı da ortalama 46 kişi” dedi.

Kasım 3rd, 2008 by admin

“Doğalgaz zammı bize de yüksek geldi”

Enerji Bakanı Hilmi Güler doğalgaz zammının kendilerine de çok geldiği itirafını yaptı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, doğal gazın özel fiyatlandırma tekniğinin bulunduğunu belirterek, “6 ay, 9 ay  geriden gelen bir sistematiği var ve biz dünyada 1,5 trilyon dolarlık bir  piyasanın içinde yüzde 2′lik bir payız. Dolayısıyla o kurallara uyuyoruz” dedi.

Bakan Güler, düzenlediği basın toplantısında, doğal gaza yapılan zam  siyasi boyuta çekildiği için bu toplantıyı BOTAŞ Genel Müdürü Saltuk Düzyol ile  birlikte yaptıklarını söyledi. Türkiye’nin doğal gazın yüzde 97’sini yurt  dışından aldığını ifade eden Bakan Güler, “Bu, dünyadaki doğal gaz piyasasının  da yüzde 2’sini oluşturuyor. Yani dışımızda yüzde 98′den daha büyük bir kısım  var. Burada da büyük bir piyasa var ve kurallar var. Yani doğal gazı petrolle ve  diğer mallarla karıştırmamak lazım” diye konuştu.

Doğal gazın özel fiyatlandırma tekniğinin bulunduğunu belirten Güler,  şöyle konuştu:

“6 ay, 9 ay geriden gelen bir sistematiği var ve biz dünyada 1,5 trilyon  dolarlık bir piyasanın içinde yüzde 2′lik bir payız. Dolayısıyla o kurallara  uyuyoruz. BOTAŞ bu kuralların dışında hareket etmiyor ve edemez. Ancak kendi  gazımızı inşallah çıkartırsak böyle bir durum söz konusu olursa daha özel bir  takım kuralları belki koymak mümkün olabilir. Tabii basında şunu görüyoruz.  Kar-zarar ayrı bir şey, borç-alacak ayrı bir şey, nakit akışı ayrı bir şey.  Muhasebenin m’sini bilenler, finansmanın f’sini bilenler aslında bunları  karıştırmıyor. Ama bu konuda büyük bir bilgi kirliliği var. Bu bilgi kirliliği  halkımızı yanılttığı sürece de biz bundan mutlu olmuyoruz.”

Bakan Güler, bu toplantıyı savunma toplantısı değil bilgilendirme  toplantısı olarak yaptıklarını kaydederek, şu bilgileri verdi:

“Çünkü dünyada petrol fiyatları aynı zamanda doların paritesi bizim  kontrolümüzde olmadığı için dünyada ne yapılıyorsa ekonominin gereği neyse bu  yapılıyor. Dolayısıyla bu noktada sayın genel müdürümüz bir açıklama yapacak  ardından ben açıklama yapacağım ve soruları yanıtlayacağım. Zamanımız müsait  olursa bu hesaplamanın nasıl yapıldığını formülleriyle açıklayacağız. Bizim her  şeyimiz açık ve şeffaf. Kar-zarar borç-alacak ve nakit akışı 3 ayrı kavramdır, 3  ayrı sahadır bunları karıştırmamak gerekir. Bunları politik kurnazlık sahasına  çekmemek lazım.”

Bakan Güler, BOTAŞ’ın kar-zarar, nakit akışı ile  borç alacak konularının ayrı konular olduğunu ve bunların ayrı olarak ele  alınması gerektiğini bildirdi.

Kendilerine daha önceden 585 milyon dolarlık bir hedef verildiğini  hatırlatan Güler, “biz şu anda karsız satıyoruz, biz halkımızı, sanayicimizi,  ihracatçımızı, dar gelirlimizi koruyacak şekilde bu karı da sıfırlayarak, size  karsız bunu yansıtıyoruz, doları da petrol fiyatlarını da artıran biz değiliz”  diye konuştu.

BOTAŞ’ın fevkalade verimli çalıştığını ifade eden Güler, 2002′de 17  milyar metre küp ile başlayan faaliyetlerin 40 milyar metre küpe yaklaştığını  buna rağmen, maliyetleri düşürdüklerini ve karsız satış yaptıklarını kaydetti.

Dışarıda bir “deprem” olduğunu bunu Türkiye’ye yansıtmamak için  sanayiciyi, ihracatçıyı, halkı, dar gelirliyi, emekliyi korumak için en asgari  seviyede bu zammı yaptıklarını belirten Güler, “bu da tamamen doların artışı  başka bir şey değil, petrolün artışı 6-9 ay geriden geliyor, dünyada bu doğal  gazın tekniği, ticareti, tekniği apayrı bir sistemle oluyor. Biz dünyadaki bu  büyük doğal gaz deryasında yüzde 2′lik bir damlayız, dolayısıyla biz bu kurallara  uyuyoruz” şeklinde konuştu.
         
GECİKTİRİLMİŞ BİR ZAM SÖZ KONUSU DEĞİL”
         
Daha önceden bir çok kişinin uzmanın kendilerine, “maliyet bazlı sisteme  ne zaman geçiyorsunuz, ne zaman zam yapıyorsunuz? Bu şekilde nasıl  götürüyorsunuz?” dediğini hatırlatan Bakan Güler, kendilerinin de maliyet bazlı  sistemi şubat ayında kabul ettiklerini ve 1 Temmuzdan itibaren uygulamaya  geçtiklerini anlattı.

 “Burada geciktirilmiş bir zam falan meselesi yok” diyen Güler, her ay  formüle göre hesaplama yaptıklarını, dolayısıyla bir biriktirmenin söz konusu  olmadığını kaydetti.

2007 yılında doların düşük olması, petrol fiyatlarının belirli bir  sabitlik içinde gitmesi ve Hazine ile DPT’nin kendilerine verilen hedeflerin  tutması nedeniyle zam yapmadıklarına işaret eden Güler, o zaman zammın  gerekmediğini, şimdi ise gerektiği için zam yaptıklarını söyledi.
        
“ZAM BİZE DE YÜKSEK GELDİ” İTİRAFI
         
Güler, son zamma ilişkin, “hakikaten rakam bizim için de yüksek geldi.  Biz bunu çok tartıştık, aşağıya yukarı 15 gündür biz bunun tartışmalarını  yapıyoruz. Biz, bakanlarımız, ekonomiden sorumlu bakanlarımız en son gece son  dakikaya kadar da bunun tartışmasını yaptık” dedi. Kendilerinin halkı düşünen bir hükümet olduklarını ifade eden Güler,  sözlerine şöyle devam etti:

“Ancak neticede bu yapılması gereken bir şey, dünyada dışımızda olan bir  şey, dünyada dolar arttı, bize de yansıdı, petrol de aynı şekilde. Biz burada  (kar gözeterek, borç-alacak meselesinden, hedeflerimiz tutmadı da biz bunu öyle  yaptık) şeklinde açıklamalar yanlış. Borç alacak, kar-zarar ve nakit akışı  ifadelerini bilen herkes bunun doğru olduğunu biliyor ama bazı konuları  çarpıtarak, bundan siyasi rant, ucuz politik kurnazlık düşünenlerin ifadeleri   politikanın seviyesi ve kalitesi açısından bizi düşündürüyor. Buna alet olmamak  lazım. Biz 5,5 sene elektriğe zam yapmadık, 2007′de doğal gaza zam yapılmadı.  Buna kimse bir şey demedi, (maliyet bazlı sistemi neden uygulamıyorsunuz, BOTAŞ  batıyor) deniliyordu. BOTAŞ hiç bir zaman zarar etmedi. Alacaklı olması ayrı bir  şey, nakit akışı ayrı bir şey, zarar meselesi ayrı şey, biz burada kararlı  tutumumuzu gösterdik, burada alınan bir YPK kararı vardır, hükümetimizin bir  ciddiyeti vardır sayın Başbakanın ilkeli bir duruşu vardır, biz bunu  değiştirmedik ve piyasaya doğru mesaj verdik, biz bu işi ciddiyetle ele alıyoruz.  Popülizmle ele almıyoruz, ekonominin gereğiyle ele alıyoruz, yatırımcıya da doğru  mesaj veriyoruz.”
        
“DÜŞÜŞ TRENDİNİ YANSITACAĞIZ”
         
Güler, söz konusu fiyatların düşüş trendine de geçeceğine, çünkü  yansımaların formül gereği geriden geldiğine dikkat çekerek, “düşme trendine  geldiği dönemde de bu 2009′un ilke çeyreğinden itibaren olacak, eğer dolarda  aleyhte bir oynama olmazsa bunu yansıtacağız” dedi.

Kasım 3rd, 2008 by admin

Avrupa’dan Türk ekonomisi tahmini

AB Komisyonu, Türk ekonomisinin geçmiş yıllara kıyasla “global finansal krizi savuşturmaya çok daha iyi hazırlandığını” bildirdi.

AB Komisyonu tarafından hazırlanan güz ekonomik raporunda, Türkiye’de siyasi gelişmelerin ekonomiyi çok yakından etkilemeyi hala sürdürdüğü belirtilerek, Ak Parti aleyhine açılan kapatma davasında bunun çok açık şekilde gözlendiği kaydedildi.

Raporda, Ak Parti aleyhine açılan kapatma davasının ekonomiye “parazitlik” yaptığı suçlamasına yer verilirken “mahkeme sürecinden kaynaklanan iç siyasi belirsizlikler, küresel kredi kriziyle daha da kötüleşti” denildi.
Türk ekonomisinin 2009 yılında, dış talepteki daralma ve kredi temininin zorlaşmasıyla yavaşlayacağı uyarısında bulunulan raporda şu ifadelere yer verildi:

“Türk ekonomisi, geçmiş yıllara kıyasla global krizi savuşturmaya çok daha hazırlıklı. Fakat büyük dış finansman ihtiyacı şoklara karşı kırılganlığı artırıyor. Aktif fiyatlarında ve dövizde halen süren düzeltme hareketi nedeniyle büyümenin hızla yavaşlaması kaçınılmaz. Bu yıl yüzde 3,4 olarak beklenen büyüme hızının 2009′da yüzde 2,7′ye ineceği tahmin ediliyor.”

Türk ekonomisinin büyüme hızının 2010′da yaklaşık yüzde 4′e çıkacağı öngörülen raporda şu uyarılar yapıldı:
“Büyümenin yavaşlaması ve petrol fiyatlarının gerilemesinin cari açık üzerindeki baskıyı hafifletmesi beklense de sanayi ve hizmet sektöründeki şirketlerin büyük finansman ihtiyacı, kırılganlık kaynağı olmayı sürdürüyor. Eğer küresel finansal krizle küresel ekonomideki yavaşlama daha sert ve daha uzun süreli yaşanırsa Türk ekonomisi daha ciddi bir uyum sürecine maruz kalabilir.”

AB Komisyonu raporunda, Türkiye’de bu yıl yüzde 1 olması beklenen istihdam artışının 2009 yılında yüzde 0,4 ve 2010′da yüzde 1,4′le süreceği öngörülürken işsizlik oranlarının önümüzdeki yıl yüzde 9,5 ve 2010′da yüzde 9,1 düzeyinde gerçekleşmesinin beklendiği kaydedildi.

Raporda, bu yıl gayri safi yurtiçi milli hasılanın yüzde 6,3′üne ulaşacak cari açığın önümüzdeki yıl yüzde 5,4′e geriledikten sonra tekrar artmaya başlayarak 2010′da yüzde 6 düzeyine ulaşacağı ifade edildi.

AB’ye göre, Türkiye’nin kamu borç yükündeki azalma, küresel krizden olumsuz etkilenmeyecek. Buna göre 2008 yılı sonunda gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 35,1′ine gerileyecek kamu kesimi brüt borcu, 2009′da yüzde 34,3′e ve 2010′da yüzde 33,2′ye inecek.

Kasım 3rd, 2008 by admin